Deeper thoughts on simple beings…

Predicting people is almost as fun as eating ice cream. First you should visualise them naked, free from their masks. Watch out for their mimics and sentences. You’ll notice the difference in their looks. In almost 10 minutes if you are careful enough, you’ll meet with the unique properties of these beings. You’ll see the damage in their personality while they pretend to smile and the sadness in their soul while they share their happiness with the surrounding. None of us is complicated but some of us behave like they are. We are as simple as a multiplication table. Once you learn the rythem, the rest will slip out of your mouth…

Annelik kutsal değildir!

Anne olduğun gün sana dünya bir adet pranga vurur. Kaçtığın tüm o tutsaklık hissi gelir yerleşir vücuduna. Oysa dünya varlıkları ne de çok kutsamıştır bu durumu. Senin yaşadığın gerilim ne de boştur başka beyinlerde, ne gereksizdir, şımarıklıktır değil mi?

Doğum yaptığı gün mutlu olan anne, aradan bir hafta geçtiğinde ise kendini tanıyamaz hale gelmiş, hayatla olan tüm bağlarını koparmış, temel ihtiyaçlarını karşılamayı bile lüks haline getirmiştir artık.

İyi bir bakıcı yahut bebeğe bakmaya hevesli bir akraba yoksa ve özgürlük sizin oksijeninizse çocuk yapmamalısınız. 3 tane 5 tane hesabıyla çocuk sayısı önerenler kadınların tek işinin bu olmasını ve toplumda değil evde yaşamalarını öğütlemektedir aslında. Oysa kadınların bu yükten azad edilmesi gerektiğine inanıyorum.

Virginia Woolf ” kendime ait bir oda” tanımını yaparken somut değil soyutluğa gönderme yapıyordu. Bunu unutmamalıyız. İnsanın kendine ait odası önce zihninde olmalı ve bu oda da sizden başka kimse kalmamalı.

Çocuğunuzu kendinize kelepçe yapmayın! Ya da çocuk yapmayın…