Da Vinci’s Demons

20130412-233919.jpg

“The upcoming Starz series centers on Leonardo da Vinci who fights to set knowledge free in a world where thought and faith are controlled.” says the AceShowbiz.com.
I watched the first episode last night. Leonardo the bastard meets the Turk and so the “order” begins…. The pilot was not making a sensation. The cues of Da Vinci’s character was improper but the costume design was brilliant.
“History is a lie that has been honed like a weapon by people who have suppressed the truth,” a voiceover says. “Centuries from now your own history will also be suppressed.”
These sentences sounds familiar to me like G. Orwell once said”“He who controls the past controls the future. He who controls the present controls the past.” (1984)
The first episode couldn’t satisfy the expectations about the mystical occurance in the first place but the actor Tom Riley shows his best talent. I must also mention that the sex scenes were worst than the True Blood’s.
Although all the failing sides, the series will keep itself talked. In the end it’s about Da Vinci….

MÜLTECİ STATÜSÜNÜN TESPİTİNE TEMEL TEŞKİL EDEN NEDENLERDEN:KORKU,BASKI-ZULÜM

MÜLTECİ STATÜSÜNÜN TESPİTİNE TEMEL TEŞKİL EDEN  NEDENLERDEN:

KORKU,BASKI-ZULÜM

GİRİŞ

 İltica olgusu, varlığını modern dünyanın çok daha gerisinden itibaren devam ettirmiştir.İltica,  “Uluslar arası hukukta, yurttaşı olduğu devletten cezai kovuşturma, mahkumiyet ya da siyasal baskı nedeniyle kaçan kişilere başka bir devletçe tanınan koruma”<a title=”" [1] olarak ifade edilmektedir. Çağdaş dünyanın iltica olgusuna verdiği sözlük anlamı dışında , tarihçe olarak ;iltica,  Hitit ve Aztek yazıtlarında dahi varlık bulmuştur. Bu yazıtlar incelendiğinde o dönemde sözleşmelerde önemli bir unsur olarak ilticanın yer aldığı görülmektedir. Ayrıca dinler tarihinde de yaşanan baskı ve zulüm olayları esnasında , insanlar iltica yoluna başvurmuşlardır. “İslam tarihinde ilk inananların üzerindeki baskıların zulüm boyutuna ulaştığı bir zamanda başta Habeşistan’a sığınmış olmaları, sonrasında ise Medine’ye hicret etmeleri, İslam tarihinde çok önemli ve hayati bir dönüm noktasını oluşturmaktadır. Keza, İspanya’dan kaçan Museviler için Osmanlı İmparatorluğunun sığınma hakkı tanımış olması, şüphesiz bu din mensupları için unutulmayacak bir insanlık örneği oluşturmuştur.”[2] Dini müesseselerin bir sığınak olarak görülmesi, 20. yy da devletlerin, “mülteci”yi  kabul etme mekanizmasını, erklerinin içine yerleştirmesi ile birlikte yavaş yavaş son bulmuştur. Read more…

Kibir

Kadın olmanın hiçbir üstün yanı yoktur aynen hiçbir altta kalan tarafı olmadığı gibi… Neye göre mi? Tabii ki feminen düşüncenin mağdur etiketiyle kadını yalıttığı tüm somut soyut söylem malzemelerine göre… Kendimizi ayrıcalıklı sanmayı bırakalım, diğer cinsten centilmenlik beklemeyelim, temel ihtiyaçlarımızın yanında lükslerimizi de kendimize dayatalım başkasına değil…Dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun bence de ama keşke böyle günlere gerek kalmasa böyle bir konu konuşmak zorunda olunmasa…

On P.Auster…

Auster is genius. First you should accept it and don’t bother yourself to keep up with this brain.Just let your inner conditions get on well with his sentences. The fiction in his books will take you to another dimension where being a human means being concious up there. Read and synchronize with the ultimate experiment!

20130225-190209.jpg

Deeper thoughts on simple beings…

Predicting people is almost as fun as eating ice cream. First you should visualise them naked, free from their masks. Watch out for their mimics and sentences. You’ll notice the difference in their looks. In almost 10 minutes if you are careful enough, you’ll meet with the unique properties of these beings. You’ll see the damage in their personality while they pretend to smile and the sadness in their soul while they share their happiness with the surrounding. None of us is complicated but some of us behave like they are. We are as simple as a multiplication table. Once you learn the rythem, the rest will slip out of your mouth…

Annelik kutsal değildir!

Anne olduğun gün sana dünya bir adet pranga vurur. Kaçtığın tüm o tutsaklık hissi gelir yerleşir vücuduna. Oysa dünya varlıkları ne de çok kutsamıştır bu durumu. Senin yaşadığın gerilim ne de boştur başka beyinlerde, ne gereksizdir, şımarıklıktır değil mi?

Doğum yaptığı gün mutlu olan anne, aradan bir hafta geçtiğinde ise kendini tanıyamaz hale gelmiş, hayatla olan tüm bağlarını koparmış, temel ihtiyaçlarını karşılamayı bile lüks haline getirmiştir artık.

İyi bir bakıcı yahut bebeğe bakmaya hevesli bir akraba yoksa ve özgürlük sizin oksijeninizse çocuk yapmamalısınız. 3 tane 5 tane hesabıyla çocuk sayısı önerenler kadınların tek işinin bu olmasını ve toplumda değil evde yaşamalarını öğütlemektedir aslında. Oysa kadınların bu yükten azad edilmesi gerektiğine inanıyorum.

Virginia Woolf ” kendime ait bir oda” tanımını yaparken somut değil soyutluğa gönderme yapıyordu. Bunu unutmamalıyız. İnsanın kendine ait odası önce zihninde olmalı ve bu oda da sizden başka kimse kalmamalı.

Çocuğunuzu kendinize kelepçe yapmayın! Ya da çocuk yapmayın…

“What the heck” means…

Heck
A fusion of the words hell and fuck. It is used by saying “What the heck!” as a stand-in for hell or fuck but is really worse than saying “What the hell!” or “What the fuck!” You are really saying “What the hellfuck!”
Tom: “What the heck did you do with my condoms! I am trying to get laid!”
* taken from http://www.urbandictionary. com

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.